11 Ocak 2017 Çarşamba
YAZMAK İYİ GELİR
Merhaba ; kulağımda enerji veren bir müzik , kafamda karmakarışık düşünceler... Kendimi hayatın karmaşasından birden bloğuma kaçmış buldum .
Size de olur mu ? Bazen ağzınızı bıçak açmaz . Adeta ağzınızdan çıkacak her kelimede enerjinizin daha da azalacağı totemiyle içinize dönersiniz .
İşte ben böyle zamanlarda yazabileceğim ve kendimi ifade edebileceğim bu alanda kendimi çok özgür ve huzurlu hissediyorum. Cümlelerimi herkesin kendi yaşanmışlıkları ile anlayacağını , yorumlayacağını biliyorum . Herkesin yaşadığı acıya , tecrübeye ve birikime saygı duyuyorum .
Yazmak çok rahatlatıcı ve zenginleştirici bir eylem. Aslında yazma eyleminin sağlık için ne kadar yararlı olduğu ispatlanmış . Yeni Zelandalı araştırmacılar yaşları 64-97 arasında değişen yaşlılarda biyopsi ile ilgili çalışma yürütmüş . Yapılan bilimsel çalışma sonucunda şu ortaya çıkmış : '' Duygusal ifade yoluyla yazma stres düzeyini düşürüyor.''
Derinden etkili ve üzücü olay hakkında yazmak , sadece duygularla değil mantıksal düşünmeyi de uyararak olayla ilgili stresin azalmasında etkiliymiş ...
Başka bir araştırmada da kronik hastalığa sahip kişilerin günde sadece 15- 20 dakika ayırarak düşüncelerini daha rahat organize ederek , gelecek ve geçmiş endişelerini giderebildikleri ispatlanmış...
NLP ( Nöro Linguistik Program) ifade edilmeyen duyguların ve düşüncelerin birikiminin ruhsal ve psikolojik zararlarını açıklar. Zihinsel - duygusal yararını görme amaçlı yazılan yazının da derin , kişisel ve kritik duygusal önem taşıması ; mümkünse bir süre ara vermeden yazılması ve bunun mümkünse bir süre hergün tekrarlanması yararlıymış ...
Yani düşünce ve duygularını benim gibi kişisel bloglarında paylaşan herkes ve tabii ki siz okuyanlar aynı zamanda sağlığımız için de güzel şeyler yapıyormuşuz . Başka bir yazıda okumanın yararlarını paylaşmak üzere hoşçakalın.
8 Aralık 2016 Perşembe
HAYATLA BERABER AKMAK
Hayatla beraber akmak hakkında çok özlü söz dolaşıyor sosyal medyada.Herkes yaşadığını , tecrübesini kendi cümleleri ile aktarıyor. Öyle bilgece ve karmaşık yorumlanıyor ki bazen , sanki hayatın akışını yakalamak çok zor hatta imkansız gibi algılanabiliyor zihinlerce... Kendi kendime sorduğumda ise içimden gelen cevap '' Bu kadar zor olmamalı ''diyor tatlılıkla... Çünkü hayatın en güzel şeyleri en saf , en doğal enerji ve neşeye sahip olanlardır.
İnsan yapısal olarak aslında kendini korumak amaçlı belirsizliklerden korkar . Kaderimizin belirsizliği ve gelecek kaygısıyla anı yaşayamamak hemen hemen hepimizin yaşadığı durumlardan. Sadece bazılarımızda daha çok kaygı oluşturabiliyor. Öyle ki duraklamaya , konfor alanında paniklemeye sebep oluyor.
Hiç bir şey yapmadan başına gelecekleri beklemek değil ima ettiğim . Yoksa insan ister , adım atar . Hatta insan gerçekten isterse adım atar !
Ama bir yandan da yaşamındaki her şeyi kontrol edemez . Peki bu kontrol edemedikleri ile iç barışı sağlamak mümkün olabilir mi ?
Biraz daha açayım . Az önce kahvemi getiren garson kız son anda fincanı salladı ve kahve tabağa baya döküldü . Kızla göz göze geldik . Pişmanlık dolu gözlerinde özürüm zaten gizliydi . Gülümsedim ve '' Bu aralar çok nasipliyim bak nasıl taşıyor? '' dedim . Pişmanlık yerini minnettarlığa bıraktı ve sadece ikimizin anladığı o güzel enerji anı ölümsüzleştirdi . Hatta bu yazı ortaya çıktı . İlginç şekilde kahve de lezzetli geldi.
Bunu yazınca akşamki olayı hatırladım aslında . Kızımın sakarlığı sonucu kırılıp banyoyu sabuna bulayan sabunluk . Tepkimden korkan gözlerle haber veren kızımın sakinliğim karşısındaki şaşkınlığı . Şaşkınlığı diyorum çünkü bağırdığım , fazla tepki verdiğim olmuştu.
Sonuç 10 dakikada silinen banyo yüzeyi sabah uyandığımızda hala mis gibi sabun kokuyordu . '' Banyo sayende mis gibi koktu .''dedim kızıma . Gülümsedi . O alacağı dersi almıştı ve olan zaten olmuştu .
Bunları örnek verdim . Çünkü böyle yazdığıma bakmayın hala saçma sapan şeylere çok fazla tepki verebilen biriyim ve niyetim aman sizde böyle yapın doğrusu bu falan demek değil. Ama fark ettim ki tepkilerimi kontrol ettiğimde ve sakin kalabildiğimde olay can sıkıcı bile olsa arkasından keyif veren , mutlu eden bir olay oluyor.
Bunların hayatla beraber akmakla ilgisine gelince , kontrol edemediğimiz ama başımıza gelen şeyleri olgunlukla aştığımızda en azından akıntıya karşı kürek çekmemiş oluyor gibiyiz . Hayatın akışına teslim olup , onunla birlikte aktığımızda enerjimizi boşuna kaybetmiş olmamakla beraber bir de enerji dolabiliyoruz . Daha sonra yapacağımız güzel şeyler için...
15 Kasım 2016 Salı
DÜRÜST ESNAF
Benim babam da , dedem de tulumba tatlısı yapardı...
Bize dedemin öğrettiği olmazsa olmaz tek meslek kuralı vardı.
'' Ustalık marifette değil , dürüstlüktedir ! ''
İşini sevmek . İşini aşkla yapmak . İşini sadakatle icra etmek . Bir satırı anca dolduran bu kelimeler , yansımaları düşünüldüğünde daha da önem kazanıyor...
İşini seven bir dedenin günümüzde dede olan torununa bıraktığı ahlaki miras , torunun gözlerinden yansıyan onur yazdırıyor bu yazıyı .
'' Bizim tulumbacımıza glikoz denen şey girmedi . Daha çok ve kalitesiz satıp daha çok para kazanmayı düşünmedik hiç . İnsanları kilometrelerce öteden bu basit tatlıyı yemeğe getiren şey , bizim mesleğimize duyduğumuz saygı . ''
- Tulumbanın lezzet sırrı ne ?
'' Ben tulumbanın hamurunu havanın sıcaklığına göre yoğururum . Rüzgara göre , güneşe göre karar veririm . Hamurumun tarifi her gün değişir . En önem verdiği şey ise kaliteli malzeme ve pancar şekeri kullanmaktır .''
Usta bunları anlatırken derin çizgilerle dolu yüzünden duyduğu gurur okunuyordu .
İşini sevmek basit bir şey değil . İşini seven insan etrafına da mutluluğunu yansıtır . İş sırasında geçirdiği saatler onun için bitse de şunu yapsam dediği zaman dilimleri değildir . O zaten işini yaparken yaşar .
Böyle kişileri çalışırken izlemek çok keyiflidir . İzleyene bu işi yapmak için yaratılmış dedirtir. Bazen bir aşçı , bazen bir ayakkabı boyacısı , bazen bir kuaför ya da ressam ... Çalışırken enerjisi etrafa yayılır adeta.
'' İşini seven insanlar , modern şarj dinamolarıdır . Onlar etraflarına da enerji verir .'' Mehmet Doğramacı
Peki siz işinizi ne kadar seviyorsunuz ?
11 Kasım 2016 Cuma
SIKILINCA BOŞARSIN !
Bugün başka bir konu ile ilgili şeyler yazmak isterken , sabah işyerimin önünde güzel havayı fırsat bulup oturan bayanlardan birinin söylediği cümleyle beynimden vurulmuşa döndüm.
Zaman zaman çocuklarım , bizim de zamanında büyüklerimize yaptığımız gibi düşüncelerimin popüler kültürün gerisinde kalması ile ilgili espriler yaparlar. Bu sebeple kabalık olsa da dönüp söyleyen kişinin yaşına baktım . Pek de gençliğine veremeyeceğim olgunlukta olduğunu gördüğümde üzüntüm bir kat daha arttı.
Evlilik , çocuklar ve aile hem bireysel hem de toplumsal olarak çok önemsediğim kavramlar. Bana katılacağınızı düşünüyorum önemsediğimiz değerler konusunda genellikle algılarımız açıktır . Konuyla ilgili görsel ve yazılı basından , sosyal medya paylaşımlarından tutun sabah başıma geldiği gibi günlük hayatta tanımadığınız bir kişinin sarf ettiği cümle bile zihninizde yerini alır.
Hemen her gün daha mükemmel bir ilişki için orada burada bir şeyler okuruz ve kendi ilişkimiz içindeki anlamlarını düşünür , belki birtakım farkındalıklar da yaşarız . Görebileceğimiz evlilik- ilişki konulu yazılarda davranış değişiklikleri ile ilgili şunlar gibi başlıklarda toplanabilen tavsiyeler verilir :
* Evliliğiniz ya da eşiniz hakkında tahminler yürütmeyin , her konuyu açık açık konuşun.
* Davranışlarınızın sonuçlarını görmezden gelmeye kalkmayın , hatta bilmeden yapmadıklarınız buna dahil . ( Bu cümleyi anlarken zorlandım :) ama doğru galiba bazen yapmadığımız şeyler yüzünden üzülüyoruz...)
* Eşinizin duygularına karışarak denetlemeye ya da yönlendirmeye çalışmayın.
* İlişkinizi kurtarmak için YOK ETMEYİN!
Bu liste çok uzun ama ben tam burada duracağım. Bu önerilerin çoğu emir kipleri gibi gelse de , ilişkileri düzeltmek gibi iyi bir amaca hizmet ettikleri düşünülürse üsluba katlanılır herhalde. Bir diğer taraftan böyle önerilere bir tarafımız öyle alıştı ki sanki birileri şunu şöyle yap demese ilişkimizin kontrolünü kaybedivereceğiz :)
Benim inancım insanın kuracağı her ikili ilişkinin o kişilere özgü ve eşsiz olduğu . Yani bir ilişki için ilaç olabilecek öneri , bir diğerinde ters tepebilir. Yine bana göre ilişkiyi en iyi yaşayan değerlendirir.
İlişkiyi kurtarmak için yok etmemekle , sabah duyduğum SIKILINCA BOŞARSIN cümlesinin ilişkilerimiz içerisindeki ağırlığı aslında bu laf kalabalığı ile size açmak istediğim.
Zihnimdeki evlilikten sıkılmanın çaresi boşanmak mı sorusuna cevaplar ararken bulduğum ''Neden sonsuza kadar bir yastıkta kocayamıyoruz ? '' başlıklı bir yazıdaki uzmanların yorumları bu konudaki düşüncelerime adeta tercüman oldu. Farklı cinslerde ve görüşlerdeki kişilerin fikirlerine beraber bakalım istedim .( Gülin Yıldırımkaya'nın 03.09.2009 tarihli yazısının tamamını da bulabilirsiniz)
Peki ne oldu da artı yürütemiyoruz ? Türk aile yapısı tek ebeveynli modele mi dönüyor?
'' Evlenen kişinin boşanmayı bir seçenek olarak düşünmesi evliliği baştan tehlikeye atar. Burada evliliği ciddiye almama sorunu var . Zaten evliliklerin yarısı boşanma ile sonuçlanıyor , yapamazsak biz de boşanırız diyorlar. Aslında bu yaklaşım Türk aile yapısına uygun değildir.
Burada çaresizliğin kabullenilişi var . Dünyaya bir kere geliyorsun ,canının istediğini yap mantığı evliliğin , ailenin toplumsal faydasını es geçen , hedonizmi ön planda tutan yaklaşımı bize de yansıyor.
Halbuki evlilik , gelecek için çile çekmeyi de gerektirir. Prof.Dr. Nevzat Tarhan ''
'' Boşanma olumlu diyemeyiz ama aile ortamında yaşanan baskılara , güvenli ve duygusal zemin sağlayan aile yapısı artık bunları sağlamıyorsa bunu kabullenmemek olumlu. Şimdiki gençlerde hayat çok hızlı.Bu hız , çok fazla düşünmeden bir araya gelen , çabuk evlenip , çabuk yaşayan ve çabuk boşanan evliliklere gidiyor. (Runaway Modeli ) Prof.Dr.Esin Küntay ''
'' Belli bir forma koymak isterseniz insanları , toplumsal yapı buna isyan edecektir. Kuralların dışına çıkmaya çalışan örneklerde de fatura her zaman daha güçsüz olan kadına kesilecektir. TV evlilikleri , internet evlilikleri , eşin dostun takıları için evlenmek üzerinde düşünülmesi gereken bir olgu. İnsanlara partnerini tanıyabilme hakkı verilmediği zaman tek meşru yol nikah olursa sonuç da hızlı bir boşanma olur.
AV. Hülya Gülbahar KA-DER Genel Başkanı ''
Sonuç olarak artan boşanma oranları popüler kültürün etkisi ile artacak mı yoksa sarkaç etkisi ile gelenekselleşmeye mi hizmet edecek göreceğiz. Belki de evlenmeden önce eskiden bir arkadaşımın dediği gibi ehliyet alıp , sınavlara girilecek dönemleri bile görmemiz olasıdır . Bu durum şu an için gülümsetmekle beraber '' SIKILIRSAN BOŞARSIN ! '' cümlesindeki zorumuza giden anlamı ; sağlıklı psikolojiyle tanıyarak sevgini sağlamlaştırdığın partnerle yaptığın evlilik hayatın boyunca tadını severek yediğin bir yemek gibi sana tatlı gelir , onu istediğin baharatlarla çeşnilendirir , zaman zaman da acısına katlanır ama BIKMAZSIN 'a çevirebilir... Ne dersiniz ? Kimbilir ?
10 Kasım 2016 Perşembe
ÖLENLER NEREDE YAŞAR ?
Büyüklerim Atatürk ve Vatan sevgisini beraber verdiler bize. Yıllarca çabaladıkları topraklarda son zamanlarda yaşadıkları zulmü ve yoksulluğu anlatırken gözleri dolar , '' Aman siz bu toprakların kıymetini bilin kızanım !'' diye nasihatlerini sonlandırırlardı .
O zamanlar ben her Atatürk büstünde rahmetlinin yattığını zanneder , çocuk saflığımla duamı okumadan geçmezdim . O bize büyüklerimin dilinden hiç düşmeyen çok değerli bir şey hediye etmişti .
Zamanla onun en büyük hediyesinin özgürlük olduğunu anladım . Özellikle özgür bir Türk Hekimi olarak yurt dışı görevine gittiğimde tedavi ettiğim bazı milletlerdeki kadınların hali beni çok üzdü . Şimdi aynı zamanda bir koç gözüyle değerlendirdiğimde Yüce Yaratıcı tarafından çeşitli yeteneklerle dünya hayatı bahşedilen kadın -erkek yetişmiş kişilerin savaş , ekonomik sebepler ya da onları beyinlerinden yakalamış ideolojiler sonucunda tüm insanlığa zararlı faaliyetler içine girmeleri ne üzücü ve düşündürücü...
Bu sabah bir Suriyeli gençle yanyana tam 9:05'te Atam'a saygı duruşundaydık . Çok şey geçti zihnimden ve kalbimden . Kendi topraklarında beden ve zihin gücü ile üretmesi gereken insanların değişen dünya dengeleri sebebiyle yaşadığı göç hikayesi . Eminim her birinin anlatacak çok şeyi var . Bazıları vatanlarını bırakan hainler derken onlara , bazıları hak veriyor ...
'' Anne bizim sınıftaki Meksikalı çocuk karalar bağladı Trump seçilince . Adam ülkesi ile Amerika arasına duvar örecekmiş .Peso yerlere çakılmış .'' Sabah bunu anlatan kızıma gülümserken herkesin olayları anlamlandırma biçimi kendine ve kültürüne özgü diye düşündüm. Hatta çocukluğuna , şartlanmalarına , inançlarına .
Koyun can derdinde , kasapsa et . Dünyanın düzeni kalplerin ve düşüncelerin almadığı şekilde yürüyebiliyor . Ben çocukluğumun kahramanı Atam için saygı duruşundayken , belki de o genç herkesin niye durduğunun , kornaların niye çaldığının sebebini anlamaya çalışıyordu . Benim gözlerimden süzülen damlalar ise oğlumun sabah sorduğu sorunun ağırlığı ile yavaşlıyordu ;
'' Anne ölenler kalbimizde mi yaşar ? ''
21 Ekim 2016 Cuma
SİYASET :)
İlkeli ve ahlaklı siyaset belki de dünyanın en ihtiyaç duyduğu şey . Sözcük anlamını araştırırken çok şaşırdım. Arapça kökenli bu kelime at eğitimi , at talimi anlamına geliyormuş. Osmanlı' da devlet geleneği için bu sözcüğün özellikle ölüm cezası için kullanıldığı görülmüş. Yunan siyasal yaşamında ise polise veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmış.
Tanımlar bir yana okuduğum paylaşım siyaseti mizahi yönden şöyle tanımlıyor;
'' Oğluma , benim seçtiğim kızla evleneceksin dedim . Hayır dedi. Ama ülkenin en zengin adamının kızı dedim . Peki dedi .
Ülkenin en zengin adamını aradım ve kızının oğlumla evlenmesini istiyorum dedim . Hayır dedi. Ama oğlum ülkenin en büyük bankasında CEO dedim. Peki dedi.
Ülkenin en büyük bankasının sahibini aradım. Oğlumu CEO yapmasını istedim . Hayır dedi. Ama oğlum ülkenin en zengin adamının müstakbel damadı dedim. Peki dedi . ''
İşte siyaset böyle işlermiş :))) Ahlaklı , adalet ve eşitlik değeri yüksek , yalandan riyadan uzak , parayı makamı değil insani değerleri önemseyen siyasilerin sayısının artması duasıyla... Hayırlı Cumalar...
12 Ekim 2016 Çarşamba
ZOR GÜNLER GEÇECEK İNŞALLAH !
Ülkemiz zor günler geçiriyor. Hepimiz şiddeti değişen miktarlarda , olanlardan etkilendik . Daha önce de yazdığım gibi milletçe iyi işler yaptığını sandığımız kişilerin asıl yüzünü görüp şok geçirdik .
Benim hem anne , hem baba tarafım göçmen . Mübadil de diyorlar . Tam sözlük açılımı başkasının yerine getirilmiş , mübadele edilmiş. Lozan Antlaşmasına göre, İstanbul dışında oturan Rumlarla değiştirilmek üzere Batı Trakya dışındaki Yunanistan'dan getirilen Türkler. Hem anneannemler hem de babaannemler vatanın 1 metrekaresine kurban oluruz inancıyla yaşadılar ve örnek oldular bize . Yaşadıkları zorlukları anlatırken , özvatanlarındaki her avuç toprağı gözü gibi korudular , aç kaldılar ama satmadılar .
Bu duygularla büyümek çok başka bir şey . Hem de insanı hassaslaştırıyor. Benim gibi her İstiklal Marşı'nda gözleriniz doluyorsa vatana yapılan her hainlikte de bir o kadar etkileniyorsunuz.
Ne kadar eğitimli olursanız olun farkına varmadan psikolojinizin sizi üretiminizi bile yavaşlatacak kadar düşürdüğünüzü gördüğünüzde önünüzde iki seçenek kalıyor . Ya düşecek , ya yükseleceksiniz...
Gözlerimi kapatıp iyi ki büyüklerim kendi masum halkının üstüne ateşler yağdıran asker üniformalı hainleri , üstlerinden tanklarla geçen acımasızları görmediler diye içimden geçirdim...
Bize düşen aynen onlar gibi evlatlarımıza yaşananları ve ehemmiyetini yaşlarına uygun olarak anlatmak . Burunlarını tablet ve telefonlarından kaldırmayan Justin Bieber gibi ünlüleri kendi tarihi kahramanlarından iyi tanıyan nesile mutlaka ebeveynler olarak ustalıkla yaklaşıp asıl kahramanları birer birer tanıtıp ; vatan , millet , bayrak , toprak , Atatürk sevgisi gibi değerleri onlarla kaliteli zaman dilimlerinde birlikte paylaşmak çok etkili olacaktır.
Bu vatanın topraklarının ne kadar değerli olduğu içten ve dıştan parçalamak isteyenlerden belli . İdarecilerimiz , öğretmenlerimiz ve biz aileler de bu zor zamanlarda üstümüze düşeni hassasiyetle yapmalı , geleceğimiz için hem çalışmalı hem dua etmeliyiz... Sağlıcakla kalın... Muharrem Ayınız da kutlu ve bereketli olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











